"Şarap alır mısın?" diye sordu Mart Tavşanı yüreklendirici bir sesle. Alice masaya bakındı, ama masada çaydan başka bir şey yoktu. "Şarap göremiyorum." dedi. "Yok zaten." dedi Mart Tavşanı. "Öyleyse ikram etmen pek kibarca olmadı." dedi Alice öfkeyle.
Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında
Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında
1. Her ilişkide "bir şeyler eksik"tir mutlaka. Maazallah, ya olmasaydı? Nasıl kurtulurduk o ilişkiden? Hiçbir şeyin eksik olmadığı bir ilişki cennete benzerdi herhalde, ya da bir ütopyaya. Dahrendorf'a bakılırsa, ütopyalarla mezarlıklar arasındaki tek fark, arada bir de olsa, mezarlıklarda bir şeylerin olmasıdır.
...
13. Eksik hep vardı. Hiçbir zaman tam, bütün olmadık. Doğduğumuz anda eksiktik zaten, kendisiyle bütün olduğumuz beden bizden koparılıp alınmıştı. Dünyayı görüp tanımaya, kendi "ben"liğimizi kurmaya başladığımız andan itibaren de hep bu eksikle başa çıkmaya çalıştık. Bir türlü ayrı, bağımsız bir varlık olmayı tam olarak içimize sindiremedik, ama yaşamayı sürdürmek için başka bir yolumuz da yoktu.
...
20. Çünkü (maalesef) iktidarın kapısını açaçak olan (kilide girecek olan) anahtar, penis, yani salt biyolojik bir organ değil. Onun Yunancası, fallus. Fallus bir gösterge, görsel olarak penis üzerine kurulmuş, ama her dilde ondan ayrışıp iktidarı gösterir hale gelmiş bir işaret. O da bizde yok. Zaten aslında kimsede yok. Bazıları varmış gibi yapıyor yalnızca.
21. "Fallus bir eksiğin göstergesidir." Asla sahip olmadığımız bir şeyin göstergesi. Biz bazen o şey bizde varmış da sonradan kaybetmişiz gibi yaparız yalnızca. Kadın ya da erkek olmamız farketmez : İki durumda da fallus hep bir eksiğe işaret eder. Erkekler biyolojik olarak fallusa benzeyen bir organa sahip oldukları için, " Vardı da kaybettim." yanılsamasına düşmeleri daha kolaydır yalnızca.
22. "Fallus bir gösterge: Polisin elindeki cop, babanın tokadı, ABD'nin füzeleri. Ama bunların hiçbiri sahibindeki eksiği gidermez: Ne polis iktidara sahiptir, ne baba, ne de ABD Başkanı. O yüzden de çok tehlikelidirler: Bir eksiğe sahip olmanın tahammül edilmez farkındalığıyla, ellerindeki nesneleri akıldışı biçimlerde kullanabilirler. Bir şey öğrenmesi gerekmediği halde işkence yapan polis, durup dururken tokadı basan baba, beceriksizce güç kullanıp yüzüne gözüne bulaştıran ABD, hep o eksiği kapatmaya çalışmaktadırlar. Ama olası suçları engellemek için işkence yapan polise, "terbiye vermek" için tokatlayan babaya, ya da "demokrasi götürmek" için operasyon yapan ABD'ye anlayış göstermekte acele etmeyelim. Yüzeydeki bu "akılcı" açıklamalar, birkaç gün, en fazla birkaç yıl içinde yağan yağmurla, esen rüzgarla sıyrılıp gittiğinde geriye kalan şey aynıdır: İşkence, dayak, savaş.
...
13. Eksik hep vardı. Hiçbir zaman tam, bütün olmadık. Doğduğumuz anda eksiktik zaten, kendisiyle bütün olduğumuz beden bizden koparılıp alınmıştı. Dünyayı görüp tanımaya, kendi "ben"liğimizi kurmaya başladığımız andan itibaren de hep bu eksikle başa çıkmaya çalıştık. Bir türlü ayrı, bağımsız bir varlık olmayı tam olarak içimize sindiremedik, ama yaşamayı sürdürmek için başka bir yolumuz da yoktu.
...
20. Çünkü (maalesef) iktidarın kapısını açaçak olan (kilide girecek olan) anahtar, penis, yani salt biyolojik bir organ değil. Onun Yunancası, fallus. Fallus bir gösterge, görsel olarak penis üzerine kurulmuş, ama her dilde ondan ayrışıp iktidarı gösterir hale gelmiş bir işaret. O da bizde yok. Zaten aslında kimsede yok. Bazıları varmış gibi yapıyor yalnızca.
21. "Fallus bir eksiğin göstergesidir." Asla sahip olmadığımız bir şeyin göstergesi. Biz bazen o şey bizde varmış da sonradan kaybetmişiz gibi yaparız yalnızca. Kadın ya da erkek olmamız farketmez : İki durumda da fallus hep bir eksiğe işaret eder. Erkekler biyolojik olarak fallusa benzeyen bir organa sahip oldukları için, " Vardı da kaybettim." yanılsamasına düşmeleri daha kolaydır yalnızca.
22. "Fallus bir gösterge: Polisin elindeki cop, babanın tokadı, ABD'nin füzeleri. Ama bunların hiçbiri sahibindeki eksiği gidermez: Ne polis iktidara sahiptir, ne baba, ne de ABD Başkanı. O yüzden de çok tehlikelidirler: Bir eksiğe sahip olmanın tahammül edilmez farkındalığıyla, ellerindeki nesneleri akıldışı biçimlerde kullanabilirler. Bir şey öğrenmesi gerekmediği halde işkence yapan polis, durup dururken tokadı basan baba, beceriksizce güç kullanıp yüzüne gözüne bulaştıran ABD, hep o eksiği kapatmaya çalışmaktadırlar. Ama olası suçları engellemek için işkence yapan polise, "terbiye vermek" için tokatlayan babaya, ya da "demokrasi götürmek" için operasyon yapan ABD'ye anlayış göstermekte acele etmeyelim. Yüzeydeki bu "akılcı" açıklamalar, birkaç gün, en fazla birkaç yıl içinde yağan yağmurla, esen rüzgarla sıyrılıp gittiğinde geriye kalan şey aynıdır: İşkence, dayak, savaş.

